kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kişisel gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Nisan 2016 Cuma

Yemekten sonra neden uykumuz geliyor?

Not:Bu fotoğraf internetten bulunmuştur. Bir Müslüman olarak yediğim yemeklerin fotoğraflarını paylaşmaya karşıyım.

Resmi olmayan kaynaklardan edindiğim ve duyduğum, aslı astarı olup olmadığını bilmediğim bilgilere göre şöyle ki:

  • Yemek yedikten sonra kan akışımızın büyük bir bölümü sindirim siteminde hizmet vermeye başlıyor. Haliyle diğer sistemler de bir süre azıcık kanla idare ediyorlar. :) Bu yüzden yorgunluk oluyormuş.
  • Besinlerden alınan bi protein varmış bu protein de vücutta seratonin hormonuna dönüştürülüyormuş. Bu hormon da bizde: mutluluk, dinginlik ve uyku yapıyormuş.
  • Bir de şey varmış yemekten sonra midemiz bir sürü asit kullanıyor ya hani. Öyle olunca kandaki pH azaldığından dolayı uyku hissi veriyormuş.
Yazımı bitirirken Peygamber Efendimiz(s.a.v.)'den bir hadisle bitirmek istiyorum:

Vahşî b. Harb.'den (ra.) rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir:
Bir gün Peygamber'in(sas.) ashabı:
-Ya Rasulallah, yemek yiyoruz, ama karnımız doymuyor, dediler.
-Muhtemelen ayrı ayrı yiyorsunuz, diye karşılık verdi.
-Evet, dediler. Peygamber(sas.) da:
-Birlikte yiyin ve besmele çekin ki yemeğiniz bereketli olsun, buyurdular.
(Ebû Dâvûd, "Et'ime, 14.)(Riyâzü's-Sâlihîn'den 1001 Hadis Seçkisi-Prof.Dr.Mehmet Emin ÖZAFŞAR)

Şikayetim var!


Bazı huylarımız, davranış şekillerimiz vardır. Bunları hoş görmeyiz fakat yaşarız. Bir huyumuz vardır. Bu huyumuzu sevmez ama bir an o şeyi yaparken buluruz kendimizi. İşte bu huylara sahip insanları, bu davranışları başkalarında gördüğümüz zaman, başka birisinde gördüğümüz zaman daha bir tahammülsüz olabiliyoruz. 
Kendimde olan şu sıralar azalttığımı düşündüğüm ve başka insanlarda görünce de gözüme gözüme batan bir davranış şeklinden bahsetmek istiyorum. "Şikayet etmek." Her şeyden ama her şeyden şikayet etmek. Kafamızda kurduğumuz ya da bize öğretilen "Olması Gerekli Şeyler" resminin dışında gerçekleşen her şey için şikayet etmek. Bundan kurtulabilmek bence maneviyatla olabilecek bir şey. Elindekine Hamd Etmekle olabilecek bir şey. 
Ne yazık ki içinde bulunduğumuz dönemde lise genliğinde şikayet etme çok var. Ya da benim öğrencilerim böyle :) Bir öğretmen olarak bizim bence ilk görevimiz örnek olmak ve ötesinde hastalıklı davranış biçimleri konusunda gençlere farkındalık kazandırmak. Sağlıklı bir toplum için eğitimciler olarak bizim çok önemli bir görevimiz var. Bize Türevi alabilecek insanlardan çok dürüst ahlaklı öğrenciler, gelecekler lazım. Nokta.

14 Nisan 2016 Perşembe

Adetten O Acılar Adetten



Dün, yukarıda paylaştığım TED videosuyla karşılaştım. 
Halk arasında adetle ilgili tabulardan bahsetti. 
Hepsi olmasa da birçok söylediğine katıldım, çünkü bizim toplumumuzda da adet bir tabu olarak görülmekte ne yazık ki! 
Üstelik bu tamamen doğal bir süreç. 
Videoyu izlerseniz oradaki kadın da bundan bahsediyor zaten. 
Bu yaşıma kadar şahit olduğum bu geleneklerden bahsetmek istiyorum sizlere:
  • Turşu bidonuna elimi sokmam yasaklanır böyle günlerde. Neden mi? Çünkü turşu bozulurmuş. 
  • Mezarlığa girmeye izin verilmiyor. Dinen hükmü nedir bilmiyorum ama dayım vefat ettiğinde mezarının başına gidememiştim bu yüzden. O kadar üzüldüğüm halde tam bir yıl sonra gidebilmiştim mezarın başına, çünkü günüm bittiği için işimin başına dönmem gerekiyordu.
  • Deliler gibi sancıdan kıvranırken sorulan "Neyin var?" sorusuna "Başım ağrıyor." diye yalan söyleyerek cevap verme zorunluluğu. Ya kardeşim adetim ben ve bu ağrı baş ağrısına falan da benzemiyor, sanki karnımı yarıyorlar da içini elleriyle karıştırıyorlar gibi hissediyorum.
  • Bizzat ben yaşamadım bunu ama yakın bir arkadaşım ilk adetini gördüğünde bunun ne olduğunu bilmediği için çok korkmuş. Hatta öleceğini sanmış. 
Uzun lafın kısası cahillik kötü şey be kardeşim. Buradan anne olanlara ve anne adayları olan bütün kadınlara sesleniyorum. Kızınız, kuzeniniz, kardeşiniz her kim varsa adet konusunda onları bilgilendirin. Sağlıklı anneler ve sağlıklı bir gelecek için herkes üzerine düşen görevi yapmalı bence. Erkeklere seslenmedim çünkü yaşamayan bilemez bu acıyı der ve bu güzelim yazımı da burada bitiririm.

13 Nisan 2016 Çarşamba

Şarkıların İyileştirici Gücü



Sürekli depresif olmak, bu beni daha iyi hissettirmiyor. Üstelik şöyle bir düşününce kimin derdi, kimin sıkıntısı yok ki şu dünyada. Ya da hangi sıkıntı bitmiyor ve hangi güzel gün sona kavuşmuyor ki. Bazı zamanlar hiçbir sıkıntı ve problemim olmuyor, o günlerde tadı tuzu olmayan bir yemeğe benziyor yaşamak. Bu sefer de her şeyin sıkıcılığından şikayet eder oluyoruz. Yani mesele şu şikayet etmek isteyen için her daim bir şeyler var şikayet edecek, dertlenecek eksiklikler. Ama işte, bugün güne depresif uyandım aslında, sıkıntıyı tam içimde hissediyorum, gözlerimi kapatsam uyuyamıyor açsam da herhangi bir şey yapacak güç bulamıyorum kendimde kalbimde karnımda kocaman bir boşluk hissediyorum. Bütün bu duygular etrafımı kuşatmışken Şu blogda şu yazıyla karşılaştım. Belki de eleştirmek için paylaştığı şarkıları dinleyince çok rahatladım. İşte bu şarkılar:

İsmail Yk-Allah Belanı Versin


İsmail Yk-Bas Gaza


Can Kan-Yaranamadım


Musa ve Gülşah-Çek Git Bebeğim Uzaklara



Bazen en olmaz dediğin şeyde neşeyi bulabiliyor insan J
Mesleğim psikolojik danışmanlık fakat terzi kendi söküğünü dikemez misali dert ve sıkıntı çukuruna düşünce orada rehin kalıyorum. 
Çıkamıyorum dışarı, birçok kişisel gelişim şeysini biliyorum. 
Bana derdini anlatan biri olsa %100 olmasa da bir şekilde o kişiye yardımcı oluyorum ama mesele ben olunca akan sular duruyor.
 Dünya donuyor bir andan sanki.
Hiçbir söylenenin hiçbir düşüncenin bir anlamı kalmıyor artık. 
Bunu nasıl aşacağımı da bilmiyorum. 
Madam Antoine dizisinde bizim danışman da aynısını söylemişti. 
Ben bütün bu teknikleri biliyorum o yüzden bana bu dediğin şeyler işe yaramaz gibi bir şeyler demişti.  
Aynı ben de o durumdayım işte. 
Farkındalık tek başına yeterli olmuyor, ekstra bir yardıma daha ihtiyaç duyuyor insan. 
Ama bende o da işe yaramıyor. 
Eğer bir şeye üzülmüşsem o durum değişmeden ya da ben bunu çözmeden sıkıntıdan kurtulmam için dışarıdan gelen her türlü nasihat etkisiz kalıyor. Mesele her ne olursa olsun, ona gösterilen sabır. Bütün gününü karartmamak da iyi olur, olursa eğer :)

Az önce yazdım gerçi bu şarkıları dinleyince neden bilmiyorum ama iyi geldi J çıktım o kara bulutların arasından. 
Hepinize musmutlu günler diliyorum :)

Bütün yükü Taşıyorum-hastalığı


Lise çağlarındaki bir çok insanın içinde bulunduğu düşünce akımı:
Dünya'nın en büyük sıkıntısını ben çekiyorum. 
İnsanlar beni anlamıyor meselesi. 
Bazen demek istiyorum, 
daha sen küçüksün, 
büyüyeceksin
 ve
 daha büyük acılar çekeceksin. 
Acı çektikçe de daha çok büyüyeceksin diye. 
Ah bilsem işe yarayacağını diyeceğim ama bu sefer de anlaşılmıyorum düşüncesine kapılıyor bizim zamanın gençleri. 
Onlara ulaşabilmek için yargılamamak önemli bir kavram. 
Ulaştıktan sonra hastalıklı yargılar konusunda danışmanlık yapmak da etkili bir teknik. 
Rehberliğime geri döndüm artık ve bu durum beni mutlu ediyor.
Endişelerim de yok değil. 6 ay idareci olduktan sonra rehberliğe geri dönmek benim için endişe vericiydi. Neden mi? Şöyle açıklayayım: Rehber Öğretmen gözüyle bakıldığında görülen öğrenci ile İdareci gözüyle bakıldığında görülen öğrenci aynı olmuyor. İdareci olunca öğrencilerin uyumlu olmalarını düzeni bozmamalarını istersin. Rehber öğretmen olunca da herkesin kendi olmasını, kuralların kişilerden önemsiz olduğunu,bireyselliğin önemli olduğunu savunursun.
6 aylık bir aradan sonra bu nefesi almak ve işimi hatırlamak ise meyve salatasındaki kivi gibi :) 
Hafif ekşi ve enfes bir lezzet 
:)
-----------
Sizin hayatınızda son zamanlarda ne değişti?

12 Nisan 2016 Salı

Her Güne Bir Fotoğraf #gün1

Buradaki yazımda bahsetmiştim. Her güne bir fotoğraf çekmeyi ve 1667 kelime yazmayı düşünüyorum. Umarım gerçekleştiririm bu isteğimi.
  • Başörtü aksesuarı olarak broşları çok seviyorum, geçen yıl bir öğrencimin hediye ettiği en çok kullandığım kelebekli broşum :) 
  • Türk dizisi izlerken yani alt yazılı bir şey izlemezken elimin boş durmasını sevmiyorum. Bu sebeple yeni bir şal başladım kendime, biraz acemi işi ama hoş gözüküyor :) Bu şalı yaparken de bana aracı olan sevgili tığım :) Not: Benim için kıymetlidir kendileri :)


30 Günlüğüne Farklı Şeyler Yapmak



Bu video sayesinde bir karar verdim, umarım uygulayabilirim. 30 gün boyunca her gün bir fotoğraf çekeceğim ve günde 1667 kelimelik bir şeyler yazacağım. Denemeye değer diye düşünüyorum :) Etrafımda fotoğraf çekmeye değer şeyler ararken kafamın içinden çıkıp dış dünyaya gözlerimi açabileceğim düşünüyorum. Daha fazla yazı yazdıkça da daha fazla okuma ihtiyacı duyacağımı, daha çok şey öğrenmek isteyeceğimi düşünüyorum. Bu durum ise beni kültürel anlamda, kişisel gelişimim hakkında geliştirecek bir durum. Bugün ilk gün olduğu için yazacak çok bir şey bulamıyorum fakat günler geçtikçe yazmanın da paylaşmanın da daha kolay olacağını düşünüyorum.Umarım başarabilirim.


2 Mart 2016 Çarşamba

Uslu Misafir

Çiçek bakmaktan hep uzak durdum yakın zamana kadar. Bir iki denemem olsa da hepsini öldürdüğüm için korkuyordum çiçek bakmaktan. Ama gördüğünüz gibi çiçek aldım yine :)
Ne bileyim sorumluluk almadan herşeyden kaçarak da yaşamın tadı çıkmaz bence. İnsan korkak olmamalı, korktuğu şeylerle ne kadar zor olsa da yüzleşmeli bence. Şöyle bir şey var çünkü, eğer korkumuz her neyse yüzleşmediğimiz zaman onunla, zamanla bu korkuyu içimizde büyütüyor ve yüzleşme korkusuyla yoruluyoruz, stres oluyoruz. Bu dediklerim sadece çiçekle alakalı da değil. Hayatın her alanında böyle. 
Yakın zamanda muhabbet kuşu da almayı düşünüyorum. Bakamam diye korkuyorum ama bu sorumluluğu almak bununla yüzleşmek istiyorum.
 Bence başarabilirim.
 Düşünsene çiçeklerden yine kaçsaydım köşe bucak, bu güzellikle tanışamazdım. :)
Bu sabah saksısını değiştirdim ve toprak ekledim. Henüz bir adı yok ve daha onunla konuşmaya da başlamadım ama yapabilirim. Size de tavsiye ederim. Stresli bir iş hayatınız varsa ve benim gibi bir odaya ya da masaya sahipseniz bence siz de çiçek ya da balık alabilirsiniz.
 Korkmayın,
korksak da korkmasak da başımıza iyi ya da kötü şeyler geliyor ve biz bunlarlın az ya da çok zamanda üstesinden geliyoruz.