27 Nisan 2016 Çarşamba

Soslu Badem Çekiliş Yapıyor

İkinci yaşı sebebiyle bir çekiliş düzenliyor.
 Çekilişe katılmak çok kolay üstelik de ücretsiz :)
  Buradaki yazısında her şeyi güzelce açıklamış :)

18 Nisan 2016 Pazartesi

6. Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?

Bu çelınç meselelerinin mantığına çok ters ama yazdım yine bir şeyler.

6. Evcil hayvan olarak ne beslemek isterdiniz?


Şu andan evimde bir balığım var. Kedi ve kuş beslemek istedim. Ama temizlik konusunda endişelerim olduğu ve onlara yeterince ilgi gösteremeyeceğimi düşündüğüm için vazgeçtim.


7. Yatarken ne giyersiniz?


Üzerimde ne varsa onunla yatarım. Uyuyacağım diye kıyafetimi değiştirip pijama giymem. Üzerimde pijama varsa gün içinde onunla dolaşırım. Normal ev kıyafeti varsa onunla da uyuyabilirim :-) Etek ve çorapla uyumayı çok sevmem ama çok üşüdüysem onları da çıkarmam.


8. Sizi gülümseten bir şeyleri bizimle paylaşır mısınız?


Bu soruyu görünce aklıma ilk çocukluğum geldi. Arkadaşlarım ve oynadığımız oyunlar. Bir keresinde evdekilere kızıp çadır yapma kararı almıştık. Kararımız kesindi o eve gitmeyecektik :-) Zar zor bir çadır yapmıştık. Akşam da korkup tıpış tıpış eve gitmiştik. Bu sadece 1 tanesi tabi. Çocukluğu köyde geçenler bilir. Çok oyun oynardık çok ve çok çılgındık . tabi bize göre :-)


9. Hangi alanda iyi olmak isterdin?


Daha az dağınık olmak isterdim. Düzenli olabilen insanlara özeniyorum sanırım.

Her Güne Bir Fotoğraf #Gün8

Yıllar yıllar önce heves ettiğim ve yapmak istediğim bir şey vardı. 
30 günde 50000 kelime yazmak hayali.
Birçok işte olduğu gibi bunda da bir heves başladım ve bu iş de yarım bırakılmış işler listeme eklendi.
Gel zaman git zaman geçmiş zamanlı postlar paylaşmaya başladım.
Neden çünkü bir işi yarım bırakmayı sevmiyorum. 
Bu yüzden de kendimce bu yöntemi buldum. 
Bu planım hala devam ediyor. 
Ama şimdi bu durumu burada çok çok sınırlı sayıda okuyucuma ve kendime de itiraf ettiğime göre, şimdiden geçmişten gelecekten çeşitli çeşitli şeyler yazabilirim artık. 

Bu fotoğrafı nerede çektiğimi hatırlıyorum. 
Bir meslektaşımın evini ziyaret etmiştik. 
Ne zaman onun evine gitsem hayran kaldım, özendim. 
Evimin onun evi gibi olmasını istedim. 
Şimdi düşünüyorum da insan nasılsa evi de öyle oluyor. 
Ben o arkadaş gibi bir insan değildim. 
Bu yüzden de evim onun evi gibi olmayacak, benim evim Nagihan'ın evi gibi olacak. 
O arkadaşın evine benzetseydim de muhtemelen yaşanılan o mekan bana huzur vermeyecekti. 
Öyle işte. 
Uzuuun bir yazı yazarım ümidi ile başladım ama şimdi kalkmam gerekiyor. 

Her Güne Bir Fotoğraf #Gün9

Kompozisyon yazarken giriş gelişme ve sonuç kısmına dikkat etmek gerekiyordu edebiyat dersinde. 
Çok güzel kompozisyonlar yazdığımı düşünürdüm hep. 
Ama onlar 'Edebiyat Öğretmenleri' beni hiç anlamazlardı. 
Benim cevherimin farkına varmazlardı. 
İşte onlar yüzünden Türkçe ve Edebiyat derslerinden genelde düşük notlar aldım. 
Şimdi şimdi fark ediyorum da ben gerçekten iyi yazamıyordum. 
Hala daha, iyi yazdığım söylenemez gerçi. 
:) 
Bir kere konu bütünlüğüm yok. 
Başladığım konuyla bitirdiğim konu çok farklı. 
Kafam da öyle çalışıyor gerçi. 
Bir oradan bir buradan girip girip çıkıyor konulara. 
Konu bütünlüğüne göre düşüneceğiz diye bir kural yok sanırım. 
Bu kurala göre de yazmak zorunda değilim üstelik. 
Ne öğrenciyim artık ne de yazma sorumluluğu olan bir insan. 
Çok fazla takipçisi olmayan kendi halinde bi kişisel sayfam var o kadar. 
Ha bir de günlüklerim. 
Harbi günlüklerim vardı benim di mi? 
Eskiden ne de çok yazardım. 
Şimdi ise elim gitmiyor yazmaya. 
O zamandan bu zamana ne değişti ki? 
Büyüdüm mü küçüldüm mü? 
Yazmaya değer bir hayatım mı yok? 
Hangisi acaba? 
Yoksa hepsi mi?


Geçelim kafamdaki yeni konulara. 
Geçmiş tarihli yazılar yazdığım için şu an yazıyı yazdığım bu tarihte hayatımda çok şey değişti. 
2 kişilik ailemiz artık 3 kişi 
:) 
Ve ben bu vesile ile doğum izni aldım. 
Hem çocuğuma kendim bakmak istedim. 
Hem de yaptığım işten çok bunalmıştım. 
Okula giderken ayaklarım hep geri geri gitti. 
Okulda vakit geçmedi. 
Çok severek okuduğum ve severek çalıştığım mesleğim bir anda bana düşman oldu.
Kendisiyle aramız bozuldu ve ben kendisinden uzaklaşmak istedim. 
Yani sözün özü kısa dönemli ev hanımıyım. 
Ah! 
Ne güzel bir şey evde olmak. 
Kafa dinlemek. 
Az ve öz insanlarla muhatap olmak. 
Çok güzel çok. 
Gerçi ben daha 6. ayımı sürüyorum. 
Zaman geçtikçe nasıl olur bilmiyorum. 
Ama sevdim ben bu işi. 
Helal yoldan yaşamak. 
İnsana iç huzuru veren bir durum bence. 
(Yazıyı düzenlerken fark ettim. Kadın erkek karışık bir ortamdan uzaklaşmak demek helal yoldan yaşamak demek değil aslında. Evet bu konuda dikkatli olmak gerek ama sırf böyle yaşıyorum diye tamamen günahlardan uzaklaştım anlamı çıkarılmamalı. Ne yazık ki! Ben oldum demek çok zor bu hayatta.)
İşte öyle. 
Yukarıdaki fotoğraf görevlendirme gittiğim bir ilkokulun 23 Nisan hazırlıklarından. 
Bak o günler güzeldi. 
Şehirden kalabalıktan uzaklaşıp tezek kokulu köye ve okula gitmek, o bunalmışlıktan beni kısa süreliğine de olsa uzaklaştırıyordu. 
Belki köyde büyümüş olmanın verdiği bir aşinalıktır kim bilir 
:)

Her Güne Bir Fotoğraf #Gün7



"Sonra şunu söyledi Ahmed Ağa: Gardaşım, dedi, her köşeyi dönüşünde, her sokakta bir salih kimseye selam verirsin bu Konya'da... Sakın terk etme!..."



Konya'ya ilk geldiğim zamanlar geliyor aklıma. 
Hele o ilk gün ne de çok ağlamıştım. 
Ne işim var benim burada diye. 
Yazın sonunda geldim ben bu kurak iklime. 
Geldiğim yer ise Trabzon'du. 
Bol yağışlı, bol nemli, bol yeşilli ve bol dağlı 
😊 
Her yere bakınca yeşil görüyordum, şimdi ise sarı görüyorum. 
Etrafıma bakıyorum her yer düz, dümdüz. 
Komik gelebilir ama bu düzlük beni çok korkutmuştu o zamanlar. 
Bu şehre geldiğim ilk 4 ay benim için çok zordu. 
Yeni bir yere yeni bir yaşama alışmak çok zordu. 
Sonra ne mi oldu? 
:)
 Alıştım.
 Sevdim ben bu şehri.
 O insana huzur veren havası sardı beni, her yanımı.
 Ve kaldım bu şehirde. 
Güzel şehir vesselam.
 Görülmeye değer :) 
Yaşanılası. 
Sevilesi...