16 Nisan 2016 Cumartesi

Sorular Sorular????

Sokağa çıkarsın ve yürümeye başlarsın. 
Başını yerden kaldırıp seninle birlikte o caddeleri adımlayan insanlara baktığında düşüncelerle dolu gözler görürsün. 
Peki bu insanlar 
ne düşünür, 
neyi düşünür, 
niye düşünür. 
Ya da daha da önemlisi düşünür mü? 
Peki sen düşünür müsün? 
Bu dünyaya neden geldik, 
biz nasıl varlıklarımız? 
Beynimizin sınırları ne, 
sınırlarımız ne? 
Çokça yetenekle doğduk, 
peki biz bunları hangi amaçla kullanıyoruz? 
Son model telefonla ceviz kırmaya mı çalışıyoruz? 
Hangi işler var gündemimizde? 
Siyaset mi? 
Diziler mi? 
Evlendirme programları mı? 
Evet mi? 
Hayır mı? 
Daha da önemlisi sen bu sorular için mi yaratıldın? 
Bu kadar güzel gören gözler, 
hala tam olarak keşfedilmemiş beynin, 
parmakların, 
tırnakların, 
her bir hücren, 
atomların... 
Bunlar için mi yaratıldı? 
Hayatı nasıl anlamlandırıyorsun

Ay Savaşçıları

https://www.flickr.com/photos/bagogames/14469329100/in/photostream/


Çocukluğumun ve birçoğumuzun çocukluğunun çizgi filmi 'Ay Savaşçıları'. 
Bölüm sayısı fazla olmakla birlikte 20 dakikacık bir bölüm :) 
Buradan izleyebilirsiniz. 
Bazı yerlerinde sıkılsam da, o nostalji merakımdan dolayı kurtulamıyorum bu animeden. :) 
Öhöm öhöm kurtulmak derken yanlış anlaşılma olmasın :) 
Seviyorum izlemeyi ama  işte bazen yaşıma göre biraz çocuk işi geliyor. :) 
Ama dizinin yaptığı vurgular güzel. :) 
Arkadaşlığın önemi vurgusu çok güzel verilmiş. 
Öyle işte. :) 
Aklıma gelmişken yazayım dedim. 
Sizlere de hatırlatayım dedim. 
http://ladytsuki.deviantart.com/art/SD-Sailor-Moon-with-Cats-123838587



Tığ işi kalemlik-2


Burada bahsetmiştim. Acemi bir şekilde tığ işi kalemlik yapayım dedim. Sonunda bitti kalemliğim :) Biraz fazla uzun oldu di mi? :) Ne yapayım ayarı tutturamadım. :) Daha bu kalemliği bitirmeden birisine hediye etmek için söz verdiğimden dolayı. Kalemliğim biter bitmez sahibine gitti. Bu kadar acemi işi olacağını bilseydim bitmeden tek kelime etmezdim. Ama oldu artık.  İnşallah yeni işlerim daha güzel ve düzenli olur :)Tığ işi şeyler yapmayı çok seviyorum.Okuldan eve gelince benim terapi kaynağım resmen örgü örmek. Örgü dediysem, tığ işi örgüler yani. Şiş ile yapılan işlerde çok sıkılıyorum. Tığ işine göre daha tekdüze geliyor bana. Oysa tığ işi öyle mi? :) Değil! Gerçi ben de özellikle tekdüze gitmeyen işleri seçiyorum. Neyse işte öyle. Çok yorucu bir iş hayatınız varsa size tavsiye ediyorum. Kayafı dağıtmak için birebir. 



Çocukluk İşte


Az önce Hayat Şarkısı'nı izlerken aklıma geldi. 
Çocukluğum... 
Bunu Şeker Portakalı'nı okurken de yaşamıştım. 
(O kitabı okurken çok ağlamıştım.) 
Zeze sanki bendim. 
Sanki o kitap benim çocukluğumu anlatıyordu. 
Hayat Şarkısı'nda da Hülya'nın çocukluğu sahnelerini ne zaman izlesem aynı hissediyorum. 
Zeze gibi.
Sanki o da benim çocukluğumu anlatıyor. 
:)
Küçükken çok yaramaz bir çocuktum. 
Eğer çok yaramaz bir çocuksanız. 
Az sevilir, çok dayak yersiniz ve bütün kötülükleri sizden bilirler. 
Suçsuz da olsanız dinlemezler sizi. 
:)
Dinlemezler!
Şimdi düşünüyorum da, gerçekten iyilik olsun diye yaptığım çokça şey için dayak yemiştim. 
Üstelik konuşmama ve açıklama yapmama da izin vermezdi hiç kimse. 
Etkisi hala devam ediyor olacak ki.
Hala kabuslarımı süsler(!) bu durum. 
Bir çoğunuza garip ya da saçma gelecek belki ama benim en büyük kabusum şöyle: 
Bir şey olur, yanlış anlaşılırım, yargılanırım vs. vs. 
Sonra kendimi anlatmaya çalışırım. 
"Bakın aslında yanlış anladınız. Ben yapmadım, ben iyi niyetliydim..." 
ama karşıdaki kişi beni dinlemez, söylediklerimi umursamaz.
Döner sırtını ve beni yargılamaya devam eder. 
Şu an yazınca bile içim eziliyor. 
Bu tür kabuslardan uyanınca kalbim her defasında küt küt atıyordu hala da atıyor. 
Korkuyorum. 
Az önce bunları yazarken içim eziliyor demiştim ya, işte o ezikliği yaşıyorum o korkuyla birlikte. 
Öyle 
Ne yazık ki geçmiş geçmiyor. 
Kalıyor izleri.
Paylaşmak istedim.
:)

Her Güne Bir Fotoğraf #Gün5

Bahar okuma şenliğinde okuduğum iki kitaptan biri "Ladikli Ahmed ağa". Bu kitabı okurken bakış açım değişti bir çok şeye karşı. İmkansız diye adlandırdığım sınırları sık sık sorguladım. Olabilir mi? Oldu mu? Yalan mi? Gerçek mi? Bir sürü soru dolaştı kafamda. Zaman ve mekandan münezzeh bir insan olan Ladikli Ahmed Ağa'nın hayatını o zamanlar bizzat Ahmed Ağa'yı tanıyan insanların dilinden  anlatıyor bize yazar. Biyografi anlamında okunabilecek bir kitap. Tabi kafanızda oluşabilecek tüm soru işaretlerine hazırlıklı olun derim .